Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı

Op.Dr.Burak EREN

Op.Dr.Burak Eren

1979 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Beyin Cerrahı Op.Dr. Burak Eren, 2003 yılında Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.
2004 yılında Muğla Köyceğiz SSK Dispanseri’nde pratisyen hekim olarak görev aldı. Aynı yıl TUS sınavında başarılı olan Dr. Eren, uzmanlık eğitimi için İstanbul Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi Beyin Cerrahisi Kliniği’nde (Bezm-i Alem Üniversitesi) asistanlığa başladı.
Beyin, Omurilik ve Sinir Cerrahisi Uzmanı olduktan sonra Dr. Eren, İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim Araştırma Hastanesi ve Bilecik Devlet Hastanesi’nde görev yaptı.
Op. Dr. Burak Eren, 2013 yılı Eylül ayından itibaren İstanbul Özel Nisa Hastanesi’nde çalışmaya başladı. Haziran 2014'ten itibaren ise İstanbul Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ndeki görevine geri döndü.
Akademik kariyer yapmayı amaçlayan Dr. Eren, kendi isteğiyle Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne tayin oldu.
Eşi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Dr. Eren, 2 çocuk babasıdır. İngilizce bilmektedir. Fotoğraf çekmek, basketbol, tenis oynamak ve gitar çalmak hobileri arasındadır.
Gereksiz ameliyatlara karşı olan Op. Dr. Burak Eren, “Ameliyat son çaredir. Pek çok rahatsızlık, erken teşhis ile ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebilmektedir. Yeter ki, zamanında tedaviye başlansın” demektedir.
Türk Nöroşirurji Derneği üyesi olan Op. Dr. Burak Eren, yılda ortalama 300 hastanın cerrahi tedavisini, 3000 hastanın poliklinik hizmetini gerçekleştirmektedir.

Gönlünüz rahat olsun. Gerçekten çaresiz değilsiniz.

İçinizin rahat etmesi için size yararlı olacağını umduğum bazı bilgiler sunuyorum.

Bel Fıtığında Doğrular Yanlışlar

Yanlış: Bel fıtığı ameliyatsız iyileşmez.
Doğru: Bel fıtıklarının yüzde 98’i ameliyatsız tedavi edilebilmektedir.
Yanlış: Bel fıtığı olan mutlaka sırtüstü yatılmalıdır.
Doğru: Hastanın ağrısının olmadığı pozisyon en iyisidir. Hastalar genellikle yan yatıp bacaklarını karınlarına doğru çektiklerinde daha rahat ederler. Eğer hasta sırtüstü yatmak isterse, bacaklarının altına bir yastık koyması ağrısını azaltır.
Yanlış: Hiç kalkmadan 20-25 gün yatılmalıdır.
Doğru: İki gün yatak dinlenmesi yeterlidir. Eğer hasta 2 günde rahatlamazsa, bir sonraki tedavi aşamasına geçilir.
Yanlış: Sert yerde yatmak bel ağrılarını giderir. Bel fıtığı oluşunca mutlaka ya yerde, ya da yatağın altına tahta konularak yatmalıdır.
Doğru: Sert yerde yatmak sırt ve bel kaslarının tutulmasına neden olduğu için yarar yerine zarar getirir. İyi bir yaylı yatakta, tercihen yarı ortopedik bir yatakta yatılmalıdır.
Yanlış: Sürekli korse takmak beli toparlar, bele binen yükü azaltır.
Doğru: Omurga kırıkları ve kaymaları dışında uzun süre korse takmak bele zarar verir, beldeki kasların zayıflamasına yol açar.
Yanlış: Bel çektirme ile bel fıtığı geri gider, hasta rahatlar.
Doğru: Bel çektirme sadece omurların arka uzantılarının birbirleri arasında yaptıkları eklemlerdeki kaymalarda faydalıdır. İleri derecede bel fıtığı olan kişilere yapıldığında fıtığın kopmasına ve hasta için felç tehlikesinin ortaya çıkmasına sebep olur.
Yanlış: Bele balık bağlama, bardak çekme, masaj gibi alternatif yöntemler fıtığı yerine sokar.
Doğru: Bu gibi alternatif yöntemler sadece beldeki kan dolaşımını arttırır ve hastada geçici rahatlama olur. Bel fıtığı ciltten ortalama 8 cm derinlikte ve kemiklerin arasında olduğu için, bu yöntemlerin fıtık üzerine bir etkisi olmaz.
Yanlış: Bel fıtığı ameliyatı çok risklidir. Hastaların çoğu ya sakat, ya da kısıtlı bir yaşam sürdürmek zorunda kalır.
Doğru: Lazer, endoskop ya da mikroskop ile yapılan bel fıtığı ameliyatlarının sakat kalma, felç olma gibi bir riski neredeyse hiç yoktur. Ameliyat hastayı normal yaşamına geri döndürmek için yapılır, onun hareketlerini kısıtlamak için değil.
Yanlış: Bel fıtığı ameliyatlarında hasta mutlaka narkoz almak zorundadır.
Doğru: Artık Epidural Anestezi yöntemi ile hasta uyumadan da ameliyat yapılabilmekte, hastalar ameliyat sırasında sohbet edebilmekte, ayaklarını oynatabilmektedir. Lazer yöntemiyle yapılan ameliyatta sadece lokal anestezi kullanılır.
Yanlış: Bel fıtığı ameliyatından sonra en az 3 ay seyahat edilmez, araba kullanılmaz.
Doğru: Bel fıtığı ameliyatından sonra hastanın tatile ya da bir seyahate çıkması istenilen bir durumdur. Hasta uçakla ya da trenle ameliyatın ertesi günü, arabayla ya da otobüsle ameliyattan iki gün sonra uzun yolculuğa çıkabilir. Ameliyattan 1 hafta sonra tatil yapabilir, 2 hafta sonra araba kullanabilir.
Yanlış: Ameliyat sonrası futbol, kayak, tenis gibi sporlar bir daha yapılamaz, denize girilemez.
Doğru: Ameliyattan 1 hafta sonra deniz ve havuz tedavi için yararlı girişimlerdir. Yürüyüş ve yüzme hastanın normal yaşama dönmesini hızlandırır. Zıplayarak yapılan sporlar iyileşmeyi geciktirdiği için 1 ay süreyle yasaklanır.
Yanlış: Yürüyüşten, merdiven çıkıp inmekten kaçınmalı, daha çok oturmak tercih edilmelidir.
Doğru: Oturmak bele binen yükü arttırır, 15-20 yirmi dakikadan fazla aynı pozisyonda oturulmamalı, sık sık vücudun pozisyonu değiştirilmelidir.
Yanlış: Fizik tedavi esnasında ağrı olursa bırakılmalıdır.
Doğru: Fizik tedavinin özellikle ilk üç gününde ağrıların artması normaldir, sabırla devam edilmelidir.
Yanlış: Fizik tedavinin etkisi ancak birkaç ayda belli olur.
Doğru: İlk on seans sonucunda hastanın ağrılarında bir gerileme olmuyorsa fizik tedaviyi sürdürmenin bir anlamı yoktur. Bir sonraki tedaviye geçilmelidir.
Yanlış: Bel fıtığı ameliyatından sonra cinsel güç azalır, zaten ameliyattan sonra en az 3 ay cinsel perhiz uygulanmalıdır.
Doğru: Bel fıtığının varlığı cinsel gücü azaltır, ameliyatla zamanla kaybolanları geri döndürmek mümkündür. Ameliyat sonrası cinsel perhiz ise sadece 10 gündür.

TV'de Bel Fıtığı ameliyatlarının nasıl yapıldığını anlattım

Her beli ağrıyan, “Acaba bel fıtığı mı oldum?” diye endişelenir. Oysa günümüzde gelişen teknoloji kullanılarak bel fıtığı rahatsızlıklarının tedavisi çok kolaylaştı. En önemli sorun ise hastaların zamanında hekime başvurmamaları! Bel fıtığı olanlar genellikle, bacaklarında derman kalmadığında, ayaklarını sürüyerek yürümeye başladıklarında doktora gidiyorlar. Tedavileri yapıldığında ise “Yıllarca boşu boşuna dayanılmaz ağrılar çekmişim. Dünya varmış…” diyorlar.
Günümüzde, bel fıtığı hastalarından sadece yüzde 1-2’si ameliyat ediliyor. Geri kalan yüzde 98-99 ise fizik tedavi veya uygun diğer tedavi yöntemleri ve egzersizlerle ağrılarından kurtulabiliyorlar.
STV’de Prof. Dr. Erdoğan Kunter ve Perihan Savaş'ın sunduğu "Sağlıcakla" programına, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Nalan Engin Soydaş ile birlikte katıldım.
Ameliyata nasıl karar verildiğini ve ameliyat tekniklerini anlattım.


Daha büyük izlemek için sağ alt köşelerine tıklayınız.

Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi: Mikrodiskektomi

Bel ağrısının en sık nedeni bel fıtığıdır. Toplumda, işgücü kaybı ve uzun süreli tedaviler nedeniyle en korkulan hastalıklardan biri kabul edilir. Oysa ki günümüzde, modern teşhis ve tedavi yöntemleri sayesinde iyileşme oranı çok başarılı bir noktaya gelmiştir. Bel fıtığı hastaları, beyin cerrahisi uzmanı tarafından değerlendirilmekte, ayrıntılı nörolojik muayenesine göre tedavisi planlanmaktadır. Hastaların yüzde 90’ı basit ilaç tedavisi, istirahat etmek ve önerilerle iyileşmektedir, sadece %2’si ameliyat gerektirmektedir.
Bel fıtığı nedir?
Bel omurlarının arasını dolduran ve iki farklı kıkırdaktan oluşan diskin sert dış kısmının yırtılması ile sinir kanalına doğru taşmasıdır. Bel fıtığının aşamaları:
1- Kıkırdakların suyunu kaybetmesi (disk dejenerasyonu)
2- Patlamamış bel fıtığı (prolapsus)
3- Patlamış bel fıtığı (ekstrüzyon)
4- Omurilik kanalında serbest fıtık (sekestrasyon)
Bel fıtığının belirtileri nelerdir?
En yaygın belirtisi bel ağrısı ve özellikle bacağa vuran ağrıdır. Bunun yanı sıra daha uzun vadede özellikle bacaklarda, ayakta uyuşma, güçsüzlük, nadiren de olsa yanma ve iğnelenme şeklinde şikayetler görülebilir.
Her bel fıtığı hastası ameliyat edilmeli midir?
Ameliyat, bel fıtığı hastalarının yüzde 2‘ sine gereklidir. Ameliyatın gerekliliği Beyin Cerrahisi uzmanı tarafından belirlenmelidir.
Cerrahi tedavi ne zaman tercih edilir?
İlerlemiş bel fıtıklarında, hastada kısmi felç bulguları olması veya ağrının hiçbir tedaviye cevap vermemesi durumunda tedavi yöntemi cerrahi olmalıdır. Bel fıtığı ameliyatları gelişen teknoloji ve teknikler sayesinde; basit ve başarısı yüksek hale gelmiştir.
Bel fıtığı ameliyatında mikrocerrahi yöntemi: Mikrodiskektomi
Mikroskop kullanılarak hastanın cildinde sadece2 cmkesi ile fıtıklaşmış diskin çıkarılmasıdır. Bu yöntemle, klasik cerrahiye göre daha kısa sürede bel konforu sağlanır. Hasta 6 saat içinde ayağa kaldırılmakta ve ertesi gün hastaneden taburcu edilmektedir. 10-14 gün gibi kısa sürelerde işine geri dönebilmektedir. Mikrodiskektomi ameliyatının hasta memnuniyeti % 99‘ dur. Bu yöntemle daha az nüks görülür.
Endoskopik diskektomi
Hastanın cildinde 2 cm kesi yapılarak bir tüpün içinden endoskop yardımıyla fıtığın boşaltılması yöntemidir. Uygun hastalarda tercih edilmelidir. Hastaların dokularına daha az zarar verilir ve hastalar kısa sürede taburcu olabilmektedir. Bu ameliyat şeklinde nüks oranı artmaktadır.
Lazer ile cerrahi tedavi
Bu ameliyat tekniği sadece fıtığı patlamamış ve şiddetli bacak ağrısı olan hastalara uygulanabilir. Lokal anestezi ile ameliyat kesisi yapmadan 15 dakikada uygulanabilen bir tekniktir. Hastalar birkaç saat içinde taburcu olabilmektedir. Bu ameliyatta nüks oranı fazladır.



Omurilik disklerinde bozulmalar

Boyun fıtığının yüzde 99'u ameliyatsız iyileşir

Boyun ağrılarına en sık 40’lı yaşlarda olmak üzere hemen hemen her yaş grubunda karşılaşılmaktadır. Boyun ağrıları; omurların, eklemlerin, omurların arasında yer alan disklerin, omurga çevresindeki kas ve bağların rahatsızlıklarından kaynaklanır.
Boyun ağrılarının en önemli sebebi ise boyun fıtıklarıdır. Sanılanın aksine, boyun fıtığında cerrahi tedavi son çaredir. Boyun fıtıklarının sadece yüzde 1’i ameliyat gerektirmektedir. Hastalardan yüzde 99’u ise ameliyata gerek kalmadan düzelebilmektedir.
Boyun fıtığı nedir?
Boyun bölgesi yedi adet omurdan oluşur. Omurlarımızın arasında da hareket edebilmemizi sağlayan kıkırdak diskler yer almaktadır. Boyun omurları ve disklerin görevi başın hareketlerini sağlamak ve onu taşımaktır. Çalışma hayatı ve günlük yaşamdaki basit travmalar sonucu dahi boyun fıtıkları oluşurabilir. Boyun fıtığı, diskin içteki yumuşak olan kısmın dışarı çıkarak omurilik ve kol sinirlerine baskı yapmasıdır.
Boyun fıtığının belirtileri nelerdir?
Boyun fıtığının en önemli belirtisi ağrıdır. Hastalığın başlangıç döneminde boyun ve sırt ağrısı ön plandadır. Fıtık ilerledikçe kollarda, parmaklara kadar inen ağrı ve uyuşmalar ortaya çıkmaktadır. Tedavi edilmeyen ileri olgularda kollarda güçsüzlük, idrar kaçırma gibi tehlikeli belirtiler görülür.
Cerrahi tedavi ne zaman tercih edilir?
Cerrahi tedavi, kas gücü kaybına neden olan boyun fıtıklarında ve tedaviye rağmen ağrıları geçmeyen hastalara yapılmaktadır. Günümüzde uygulanan operasyonlarla boyun fıtığında kesin çözüm sağlanmaktadır.
Boyun fıtığı ameliyatında: Mikrodiskektomi
Ameliyat mikroskobu ile boynun ön yüzünden, 2,5 cm’ lik kesikten girilir. Fıtığı meydana oluşturan kıkırdak yapı boşaltıldıktan sonra omurların çökmemesi için o bölgeye hareketli-hareketsiz kafesler konur. Hasta 6 saat sonra ayağa kaldırılarak ertesi gün hastaneden taburcu edilmektedir. 1-2 hafta sonra hasta işine geri dönebilmektedir. Mikrodiskektomi ameliyatından sonra fıtığın nüksetme ihtimali yoktur. Hasta kesin olarak boyun fıtığından ve ağrılarından kurtulur.


Omurga kırığı olan hasta çok dikkatli taşınmalıdır

Omurga, bir yandan omurilik ve buna bağlı sinirleri korurken, dik bir şekilde ayakta durmamızı ve oturup kalkmasını sağlar.
Omurgada oluşan kırıklar, içinden geçen omuriliğin yaralanma riski nedeniyle diğer kemik kırıklarından farklı bir öneme sahiptir.
Omurga kırıkları, gençlerde genellikle yüksekten düşme veya trafik kazası sonucu oluşur. Yaşlılarda ise osteoporoza bağlı olarak basit travmalarla, hatta travma olmaksızın da meydana gelebilir.
Omurga kırılması, genellikle sırt ve bel omurlarının birleştiği omurganın en hareketli bölgesinde meydana gelir.
Boyun kırıkları, omurga kırıklarının sadece yüzde 10’u oranındadır.
Omurga kırıklarının en sık görülen tipi, çökme kırıklarıdır. Bu tip kırıklarda omurganın ön bölgesi çöker.
Daha şiddeti yaralanmalarda omurganın ön ve arka bölgesi de kırıktan etkilenebilir ki bunlara patlama tarzı kırıklar denir. Patlama kırıklarında omurilik yaralanması ve felç görülme sıklığı çökme kırıklarına göre daha fazladır.
Omurga kırıklarında bulgular nelerdir?
Genel olarak ilk şikayet ağrıdır. Kırık ile beraber omurilik yaralanması da varsa, uyuşukluk, kol ve/veya bacaklarda hissizlik, kuvvet kaybı, idrar-büyük abdest kaçırma gibi çeşitli şikayetler olabilir.
Omurga kırığı tedavi edilmezse ne olur?
Kırık sonrası hastalarda yeterli tedavi uygulanmaz ise omurgada kamburluk oluşması ve bunun yaratabileceği şiddetli ağrı ile felç tablosu meydana gelebilir. Omurga yaralanmalarının tedavisi yaralanmanın tipine ve omurilik hasarı bulunup bulunmamasına göre değişiklik gösterir. Tedavinin amacı hastaları kısa zamanda eski aktivitelerine ağrısız olarak döndürmek şeklinde özetlenebilir.
Her omurga kırığı ameliyat edilir mi?
Sadece omurların ön kısmında çökme olan ve kemikleri birbirine bağlayan yumuşak dokuları yaralanmadan etkilenmemiş hastalar, yatak istirahati ve korse ile tedavi edilebilirler. Hastalar korse içersinde günlük işlerine yaklaşık 10 gün içerisinde dönebilirler. Korse kullanma süresi üç ila altı ay arasında değişmektedir.
Cerrahi Tedavi
Yaralanma eğer dengesiz bir kırığa yada kırıklı çıkığa yol açmış, omurilik hasarı oluşturmuş ya da oluşturma riski taşıyorsa, tedavide cerrahi yöntemler tercih edilir. Ameliyatlar mümkün olan en kısa sürede, acil yapılmalıdır. Hastada ameliyattan önce felç bulguları yoksa , 1. gün ayağa kaldırılarak 4-6 hafta içinde işlerine dönebilmektedir.
1) İğneyle dolgu yöntemi (kapalı)
2) Titanyum vidalar, plaklar ile tutturma yöntemi (açık) kullanılmaktadır.





Sinir sıkışması rahatsızlıkları basit ameliyatlarla giderilir

Omurilikten çıkan sinirler, vücudumuzun çeşitli bölümlerini kontrol etmek üzere dallanarak ilerlemektedir. Kollar ve bacaklardaki sinirler, çeşitli nedenlerle hareketli geçiş yerlerinde sıkışabilir. En sık gördüğümüz sıkışıklıklar el bileği, dirsek ve dizdedir. Damar sıkışmasının ilk belirtisi, elde-ayakta uyuşmadır. Tedavi edilmeyen hastalarda güç kaybı ve kaslarda erimeler olabilmektedir.
Tüm sinir sıkışmaları EMG testi ile tespit edilir ve derecelendirilir. Orta-ileri derecedeki sıkışmalar ameliyat edilirken, basit sıkışmalarda engelleyici ve rahatlatıcı tedaviler uygulanır. Ameliyatlar lokal anestezi ile (uyutmadan) rahat bir şekilde yapılır. Hastalar ameliyattan 30 dakika sonra eve gidebilirler.
El bileğinde sinir sıkışması (Karpal Tünel Sendromu)
Uzun süreli bilgisayar kullananlarda, marangozlarda, dövüş sporu yapanlarda, örgü örenlerde, hamilelerde, şeker hastalarında, romatizmal hastalığı olanlarda daha sık görülür. Geceleri uyandıran uyuşmalar ve ağrı olabilir. Ameliyat avuç içinde sadece 1,5 santimlik kesik ile yapılır. Ameliyatın süresi 15 dakikadır. Ameliyattan 2 gün sonra hastaların sargıları açılır.
Dirsekte sinir sıkışması (Kubital Tünel Sendromu)
Sıklıkla masa başı işi yapanlarda, dirseklerini bir yere koyarak çalışanlarda, vücut geliştirme sporu yapanlarda, şeker hastalarında, romatizmal hastalığı olanlarda daha sık görülür. Ameliyat dirsek iç tarafından 25 dakikada yapılır.
Dizde sinir sıkışması (Fibuler sinirin tuzaklanması)
Uzun süre bacak bacak üstüne atarak oturma, çömelme, diz çökerek çalışma, ayak burkulması, diz travmaları sonucu görülebilir. Hastalarda dizden başlayan uyuşma ve belirgin güçsüzlük olur. Ameliyat dizin yan tarafından 30 dakikada yapılmaktadır.





Her beyin tümörü için ameliyat gerekmez

Beyin, beyincik ve beyin zarlarından gelişen tümörlere genel olarak beyin tümörü denilmektedir. Bu tümörler kafa içi basıncını arttırarak veya direk beyin fonksiyonlarını bozarak çeşitli rahatsızlıklara yol açmaktadırlar. Tümör tedavisi büyük oranda ameliyatla olmaktadır. Ameliyatın amacı, tümörü çıkartmak ve hastanın yaşam kalitesini arttırmaktır.
Beyin tümörleri kötü huylu mudur?
Tüm beyin tümörleri kanser değildir. İyi huylu olanlar (menenjiom, epandimom, hipofiz adenomu) sık görülür. Beyin tümörünün belirtileri nelerdir?
Şikayetlerin en sık görüleni baş ağrısıdır. Kol veya bacakta güçsüzlük, epilepsi (sara nöbeti), konuşma bozukluğu, davranış bozukluğu, görme bozukluğu vb. diğer bulgular olabilir. Bu şikayetleri olan hastalara manyetik rezonans (MR) veya bilgisayarlı tomografi (BT) çekilmesi gerekmektedir.
Beyin tümörleri mutlaka ameliyat edilmeli midir?
Her beyin tümörü için ameliyat gerekmeyebilir. Örneğin iyi huylu ve küçük tümörler (menenjiom) ameliyat edilmeden 6 aylık MR çekimleriyle takip edilmektedir. Hipofiz adenomlarından prolaktinoma, artık ilaçla tedavi edilebilmektedir. Bazı kötü huylu tümörler (düşük dereceli astrositom) dahi ameliyatsız izlenebilmektedir.

Kötü huylu ve ilerlemiş beyin tümörleri (glioblastom) genellikle beyin dokusu içinde yayılırlar. Bu tümörleri ameliyatla çıkarmak ilk tercih olmayabilir. Hastalardan biyopsi alındıktan sonra kemoterapi-radyoterapi uygulanabilir. Kötü huylu olmasına rağmen bazı tip tümörler (ör:medulloblastom, oligodendrogliom) tamamen çıkarılmalıdır.
Büyüyen, beyni sıkıştıran, klinik bulgular ortaya çıkaran tümörler ameliyatla çıkarılmalıdır. Ameliyatlar genellikle kafatasının bir bölümü açılarak yapılmaktadır. Ameliyat mikroskobu ile kitle çıkarıldıktan sonra kafatası tekrar kapatılmaktadır.
Hipofiz tümörlerinin ameliyatında kafatası neredeyse hiç açılmamaktadır. Burun ya da üst dudak giriş için kullanılmaktadır.
Tümörlerin çıkartılması hastaların yaşam sürelerini uzatabilir ve sinir sistemi fonksiyonlarında düzelme sağlayabilir. Cerrahi tedaviden yararlanma oranı özellikle tümörün cinsine ve yerleşim yerine bağlıdır. Bazen ameliyatla tümörün tamamını çıkarmak mümkün olmayabilir. Bu tip vakalarda tümörü, gelişen teknoloji sayesinde ileri radyoterapi teknikleriyle (gamma-knife ve cyberknife) yakmak mümkün olmaktadır.







Beyin kanamasına hemen müdehale edilmeli...

Beyin kanaması kafatası içinde gerçekleşen kanamalara verilen ortak isimdir. Beyin kanaması tıbbın en acil ve riskli durumlarından birisidir. Kan birikerek beyin dokusuna baskıya yapmaktadır. Kısa sürede ölüm veya felce yol açabilen bu tablo, çok acil ameliyat gerektirebilir.
Ancak, her beyin kanamasının da mutlaka ameliyat edilmesi gerekmeyebilir. Beyin kanamalarında tedaviye karar verirken, kanamanın nedeni, oluş şekli ve hastanın genel durumu göz önüne alınmaktadır.
Beyin kanamasına yol açan durumlar nelerdir?
1-Travma: Başın darbe alması sonucu oluşur. Darbenin geldiği yer ve kafada yarattığı hasara bağlı olarak gelişmektedir. Travma sonucu basit kafatası kırığı, kafatası çökme kırığı, beyin kanaması, beyin dokusu hasarı olabilir. Basit kafatası kırıklarında genellikle gözlem yeterlidir, bu kırıklar nadiren epidural kanamaya sebep olur. Çökme kırıkları ise genellikle beyin dokusunu sıkıştırır ve operasyon gerektirir.
2-Hipertansiyon: Kan basıncının yükselmesi sonucunda beyin dokusu içerisine veya beyni saran zarların arasına kanama oluşabilir. Bu kanamalar daha çok kan sulandırıcı ilaç kullananlarda ve yaşlı hastalarda görülür.
3-Damar hastalığına bağlı olarak: Anevrizma (baloncuk) gibi damar cidarında zayıflamayla ortaya çıkan beyin kanamaları genellikle beyni saran zarların arasında olmaktadır. Anevrizma bir anda ortaya çıkmaz. Zaman içinde damar duvarında zayıflama nedeniyle oluşur. Ailesinde baloncuk hastalığı olanların tarama yaptırmasında fayda vardır. Sigara ve alkol bağımlılığı damar hastalıkları için risk faktörüdür.
Kaç tip beyin kanaması vardır?
1-İntraserebral kanama: Beyin dokusu içindeki kanamalardır. Bu tip kanamalarda hastanın genel durumu ve kanamanın büyüklüğü tedaviyi yönlendirir. Büyük oranda bu hastalar yoğun bakımda ilaç tedavisiyle takip edilir.
2-Epidural kanama: Beyni saran en dış tabaka zar (duramater) ile kafatası arasındaki aralıkta oluşan kanamadır. Genellikle kafa travmaları ve kırıkları sonucunda görülür. Travma sonrası hastanın baygınlık geçirmesi ve sonra normale dönmesi bir işaret olabilir. Küçük kanamalar beyin cerrahları tarafından takip edilmektedir. Büyük kanamalar acil olarak ameliyat edilmelidir. Eğer zamanında müdahale edilirse hayati tehlike oranı düşük olmaktadır.
3-Subaraknoid kanama (SAK): Beyni saran zarların en iç tabakası (piamater) ile orta tabaka (araknoid) arasında yani subaraknoid mesafede gelişen kanamalardır. Beyin dokusunu besleyen büyük atardamarlar subaraknoid mesafede bulunur. Bu yüzden subaraknoid kanamanın en sık nedeni anevrizmalardır. Tedavide amaç, baloncuğun boynundan itibaren kapatılmasıdır. Bazı anevrizmalar artık ameliyatsız yöntemlerle (embolizasyon) kapatılabilmektedir. Bu yöntemle anjio sırasında baloncuğun içi koil denen (ince kıvrılabilen tel, köpük vb.) maddelerle doldurulur. Embolizasyon mümkün olmayan hastalar ameliyata alınmalı ve klipsle kapatılmalıdır.
4-Subdural kanama: Beyin zarlarından dura ile araknoid arasındaki kanamalardır. Kafa travması sonucu beyin zarları arasındaki toplardamarların yırtılması ile olmaktadır. Akut subdural kanamalar hayati tehlikesi yüksek kanamalardır. Hasta acil olarak ameliyata alınmalıdır. Kronik subdural kanamalarda ise hayati tehlike düşüktür ve kafatasına sadece delik açarak basit şekilde kanama boşaltılmaktadır.








Bel kayması ihmal edilemeyecek kadar ciddi bir rahatsızlıktır

Bel kayması, ilk defa 1740 yılında ‘doğumu zorlaştıran bel çukurluğu’ adıyla tanımlanmıştır. Teknolojinin gelişmesi ile bel kaymasının, omurların olması gereken yerden farklı konumda bulunması olduğu anlaşılmıştır. Doğuştan olabildiği gibi yaşlılıkta ve düşme-çarpma sonucunda da oluşabilir. Genellikle omurların bağlantı noktasında kırık ya da gelişim bozukluğu vardır. Bel kayması, yaşam konforunu kötüleştiren ve ilerledikçe omurilik zedelenmesi ile seyreden ciddi bir hastalıktır.
Bel kaymasının ilk safhasındaki hastalar, korse ve egzersiz ile iyileştirmeye çalışılır. İlerleyen bel kaymalarında tek tedavi seçeneği ameliyattır. Bel kayması ameliyatlarının başarı oranı yüzde 99’dur.
Bel kaymasının belirtileri nelerdir?
En sık görülen şikayet bel ağrısıdır. Oturup kalkarken, eğilip doğrulurken ve yatakta dönerken bel ağrısı hissedilmektedir. Hastalar, kısa mesafe yürüdüklerinde dahi ağrı nedeniyle oturmak zorunda kalmaktadır. Bel kayması olan hastalar hareket etmek istemezler ve genellikle bu durum kilo almalarına neden olur. Aldıkları fazla kilolar da bel kaymalarını arttırır.
Ameliyat ne zaman yapılır?
Öncelikle “Bel kayması hareketli mi?” diye röntgenle kontrol edilir. Bel kayması 4 dereceye ayrılarak incelenir. 1. derecede olan hastalar genellikle ameliyatsız takip edilirken, 2-3-4. dereceler mutlaka ameliyat olmalıdır.
Bel kayması ameliyatı: Stabilizasyon
Bu ameliyatın hareketli-hareketsiz, açık-kapalı teknikleri, hastaya ve bel kaymasının durumuna göre karar verilerek yapılmaktadır.
Bel kayması ameliyatlarında sıkışan sinirlerin ve omuriliğin üzeri açılarak rahatlatılır. Daha sonra omurların içine vidalar gönderilerek omurlar birbirine tutturulur ve kayma düzeltilir.
Nöromonitörizasyon denilen tekniklerle sinir yaralanmasının önüne geçilmektedir. Operasyondan sonraki gün hastalar yürütülmekte ve 2-3 gün sonra hastaneden taburcu olabilmektedir. Bu ameliyatla hastalar, günlük yaşamları sürdürürken ve işlerini yaparken ağrıdan kurtulmaktadır. Omuriliğin zedelenmesi riski de ortadan kalkmaktadır.



Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Beyin Cerrahi (Nöroşirurji) Servisi


Merkez Mahallesi Mimar Sinan Caddesi 6. Sokak BAĞCILAR -İSTANBUL
Tel:(212) 440 40 00
Randevu Tel:182